Bu Blogda Ara

30 Mart 2010 Salı

Bing Bingggggg.:))

Heyooooo bilingg blonggg :PPPP

Üç, beşşş,yedi, onnnnnnnnnnnnnnnnnn! İki iki daha on beşşş sora üççç dahaaa doksansekizzz! Buldum laannn!!! Nasılsa iki kere ikinin dört ettiği ispatlanamazmışşş:) Haliyle bu bilgi bende cesaret yarattı tüm ezberlerimi yerle bir edip adeta asi bir bünye olup herşeyee 'kanıtlasana lannnn!' diyesim geliyor.:)

Olumm şu yaşıma kadar iki kesirli sayının içler dışlar ile çarpıldığını sanıyordum resmen.:) Zira üniversite 1. sınıfta oldugumu tekrar hatırlatmak ısterım. Siz dusunun artık eğitim sistemi ne hallerde! Benim gibiler de bu seviyelere gelebiliyorsa bizi yönetenlere pek laf atmamak gerek lann.:)
Düşünün ki ben ilerde bir kurumun yöneticisi olcam... Az bi düsünün... Ha tamam size bu kadar korku yeter gerisini kurmuyorum bile.:))

Sevgili gönül yoldaşlarım.:P

Daha önce zeka seviyeme dair ufak da olsa itiraflarda bulunmuştum bir kaç yazımda ama bu seviyeyi tüm ögretim elemanlarının görecek olması pek hoş olmadı tabii.. Biz kendi içimizde, sessizce yaşıyoduk yav ne gerenk vardı şimdi.:)

Şimdi gavatlara öğle yemeği sohpeti olacam.

X diyecekki: " yaa gecen bi map öğrencisinin kagıdını okudum ammmannn allahımmm iste kimler okuyor, gelecek kimlere teslim bunun kanıtıydı yani resmen!"

Y de diyecek ki: " Deme yahu! Seni bu kadar hayrete düşürdüğüne göre pek bir vahim heralde!"

X cevaben: " Arkadaş idiot olsa dersin ki idiot napsın iste kapasitesi bu kadar. Yahu üniversite okuyorsun be insaf yani! Neyse daha fazla konuşup sinirlenmeyeyim..."

( Kisilerin niklerinin X ve Y olmasına ayrıca dikkat cekerimmm:)))

Ulen bizim orda Oxford vardı da biz mi okumadık lennn.:P Hep bu eğitim sisemi, hep bu hocalar vs. Ulannn aklıma daha yaratıcı yalanlar da gelmiyo o kadar yanii:)

haydi dostlar, Romalılar yine de matematiksiz yaşayabildiğimizi gösterebiliyorum ya bu da siz benim gibi dostlarıma umut ışığı olsun.:)

(bknz: g.te giren şemsiye acılmaz.:))
(bknz. bu da nazar boncuğu olsun:))

Sevgilerrrrrrrrr, Hörmetttlerrr.:)

20 Mart 2010 Cumartesi

Evren, Benimle bir Problemin mi var?

Şimdi sevgili 2-3 yakın arkadaşımdan ibaret olan okurlarım..:)

Geçen hafta, sinir krizinin eşiğindeki kadın 3 olan arkadaşcağızımla artık vücut kıvrımı denen şeye sahip olmadığımızı farkedip ciddi endişelere kapıldık. Zira belimizde olması gereken kıvrım göbek halinde ortaya çıkarak adeta önden değil, yandan bir kıvrım oluşturuyordu. Hemen tabii melankoliye yatkınlığımızı göz önünde bulundurup, hızla bir rejim organizasyonuna girdik. En azından 9 öğün hayvan gibi yemeyip, daha insani şartlarda besin ihtiyacımızı karşılayacaktık...

Neyse efendim, biz bir gaz başladık rejime. Ama bu evren sanki benle bildiğin dalga geçiyormuş gibi hemen organize olup 1 haftada en sevdiğim yemekleri bir araya getirdi. Çatlasam desem ki 'nooooluuurrr lannn bari 2 sevdiğim şeyi 1 hafta içersinde yapın' desem evren büyük koltuğundan elinde puroyla dönen patron misali t..ak geçer. Hadi evren sen nankör çıktın, bizle bir hesabın var ama çözmüş değilim deee ulen anne sen de başka zaman yapman için yalvar yakar olduğum şeyleri neden bir anda 'al ulen 1 yıl daha benden bişey isteme' niyetine yaparısn? Bu nasıl bir ana yüreğidir? Arkandan 'aa bu o şişkooooo kızın annesi değil mi?' deseler hoşuna mı gidecek? 'Evet, onu öyle bir besledim ki insallah kısmetse bu bayramda kesip konu komşuya dağıtacağız' mı diyecen? Nedir çaban, ne demeye evrenin eline koz verirsin, birlik olursun?

Bırak yaa nasılsa bu evren eline dolamış bizi, 'annneeeeee yaa azcık mısır patlatsana!' :))))

17 Mart 2010 Çarşamba

Ben Aslında Var yaaa!!

Sevgili blogcuğum,

Bakma bu sevimli, samimi ifadelerime aslında bendeniz bir hayli samimiyetsiz bir insanım..:) Yani sinir krizi dedik, eşiğe geldik dedik de bi yere kadar be kardeşim her b.ka bir kulp bulmak da neyin nesiymiş öyle! Bi böyle sevgili sinir krizinin eşiğindeki kadın2 olan arkadaşımın dediği gibi; 'egom tavan yapmış ama g.tümden haberim yok' larda falanım..:) Ha sorsan desen ki 'ulen böyle bir havalrdasın da ne b.k yapıosun?' Cevabım böyle ultra şişirilmiş cümlelerle uzuuuuun bir nutuk halini alabilir. İşte bildiğiniz kolpacı insan tiplemesi.:) Sorsan dünyayı ben yarattım da tevazumdan çaktırmıyorum..:)

Neyse ki her zaman ki gibi bu konuda da yalnız değilim. Bahtsız bedeviyim o ayrı.:) Cakam bi şekil falan getirmiyor. İşte öyle kendi halimizde takılıyoruz. Ama böyle zannediyorum ki feci derecede coolum. Yok be kardeş inan o da durmuyo üstümde! Böyle 2-3 beden büyük geliyor.

Aslında yukarıda yazmış olduğum her şey kendi üzerimden yapmış olduğum bir kişi analizidir! Yani 'haydi caka satan ama kolpacı olan kaç kişiyiz? Gücümüzü herkese gösterelim!' diye facebook hesabı açsam dünya insan toplarım...

Mesela bugünkü taksici kardeşten tutun, sınıfta 0-6 yaş grubundan enstantene ler sergileyen insanına kadar herkes o hesaba üye olur üstelik üye olmakla kalmayıp arkadaşlarını da davet eder! Eminim ya eminim yani! Ama şimdi böyle bir hesap açmak büzük ister! Neden kendimi afişe edeyim birader? Ha 'geyik yapıyorum aslında ben böle biri değilim ama bakın ne kadar espri anlayışım gelişmiş!' kolpası altında yaparım, herkes de içten içe hakkaten lan ben de böyleyim diye düşünüp o geyiği benle beraber sürdürür... Sora herkes güler, aramızda şakalaşıp 'hadi lan bi gün bi kafede buluşup arkadaş, dost olalım beraber sıkalım sora inanalım onlara, arkamızdan da s.ktir lan diyelim' e vardırırım. Bakın ben aslında bunları yapabilirim!

Puff neden acaba hep bir şeyler yapabilirimi kanıtlama derdindeyim oğlum..:) Oysa kimsenin derdi değil bu.:S
Her neyse işte aslında ben varyaaaaa dünyayı yerinden oynatırım da üşeniyorum..:P

12 Mart 2010 Cuma

Melankolinin Eşiği


20'lik diş ne fena bir şey! üstelik hiç bir işe de yaramıyor... Ama ben biliyorum hep dişçilerin işi bu.:S 20' lik dişi evrim hala algılayamayadursun bu dişçi dediğimiz insan gruplarınca adeta dolar görünümünü alıyorlar...

Düşündüğünüz zaman nihayetinde her işin altında aslında derin devlet aramıyor muyuz? Mesela uzayda hayat bulundu ama amerikalılar bize söylemiyorlar, üstünü kapatıyorlar ki yerleşip alanları parsellesinler demiyor muyuz? Buna inanıyorsunuz da neden benim 20' lik diş teorime inanmayasınız? Bakınız efendim şimdi bu lüzumsuz dişler hep zarar, hep zarar şeyler... Mesela çıkması bir eziyet, alınması bir eziyet, efendime söyleyeyim sora cıkarken diş yapısının a..na koyması başka bir eziyet! Peki biz bu sorunları yaşarken, kimlere gidiyoruz? Tabii ki DİŞÇİLERE!! Adamlar ekmek kapısını neden kaptmak istesin?

Hatta bunlar var ya hep amerikalı dişçilerin işi! (bkz. çaresizlikten paranoyaya bağlamış insan)

Şimdi yanağımda ilgiyi üzerine çekmk için uğraşan bir çocuk edasıyla 20' lik dişimin ağrısı, önümde yiyemediğim ama ısrarla eriterek tüketmeye çalıştığım muzun kabuğu baya ağır melankoliye bağladım... Bulaşıcı mıdır ne:S

Dikkat ettim de ne kadar çok mutsuz insan var etrafta? Hadi bir dönem ergen hali dedik, olağan şeyler bunlar dedik de bitemedi bir türlü..:S Modern şehir insanı böyle yaşıyor galiba... Melankoli bayağı yaşamın bir parçası olmuş... Üstelik ne kadar çok insanla muhattap olmak zorundasın..:S Belki başka bir yer olsa asla tanımayacağın, tanımak istemeyeceğin kişileri sırf şehir kalabalığında özel alanına buyur etmek durumunda kalıyorsun...

Neyse yazdıkça yazıp, insanlar neden böyle gibi sorularla yeni yetme yazar triplerine bağlayacağım..:))

Sevgiler, Hörmetler efenim...

10 Mart 2010 Çarşamba

Mantık-sızsınız!

Sevgili Çılgın Blog;*

Canım sıkkın, idiotlaşma evresine ramak kalmış...

Bugün 'mantık dersi' adı altında ders dinlemeye çalışıp, dudağımdan çeneme doğru akan tükürüğü silerken(bkz. spastik insan tiplemesi), azıcık olduğunu hissettiğim beynimle bir kez daha 'aptal mıyım acaba?' sorusunu sordum kendime...Hoş öyle bir psikolojide aptal olduğum tezini savunamayacak kadar çaresiz ve uyuşmuş haldeydim. Şu anda beynim daha açık bu itirafı yapabilirim! EVET APTALIM! O kadar aptalım ki kafamdan hızla rakamları çarpamıyor, mantık sorularını cevaplayamıyor üstelik çıkan cevplarla haddim olmayarak, malca dalga geçiyorum! Soruyorum kendime ey bre haddini bilmez insan sen ceviz kadar beyninle anlamadığın şeyle dalga geçme hakkını nerden buluyorsun?(korkmayınız bu tartışmada taraflara zarar gelmeyecektir. Zira bu bir iç isyan, bu bir iç yakarış, bu bir iç muhakemedir:))


Neyseki şu hayatta sevindiğim bir kaç noktadan biri de bu yolda yalnız olmamamdır. Dün bahsettiğim Fransız özentiliğinde tavan yapmış sevgili hocam bugün o muhteşem bilgileriyle Fransız devrimi'ni anlattı! Tabi buna anlatmak denilirse! Aklımda sadece benden bir kademe daha aptal olan, eli öpülesi idol arkadaşımın 'bu devrim hakkında kitapta mikrop diye bahsediyorlar hocaaaaaaaaaaaaammm!' demesi ve bu gereksiz bilgi sayesinde 'artı' alması kalmış! Ne büyük bilgi! Koskoca devrim mikrop olmuş, virüs olmuş! Vay başımıza gelen..:)

O da yetmedi biri flistin dedi güle güle sevgili insan dedi bişeyler dedi ha dedi! Olum Fransadaydık en son noldu ne çabuk devrimi bitirip, Filistine el attınız? Üstelik o yorumlar bitmedi,bitemedi! nerdeyse çıkıp canlandırılması yapılıp ilkokul müsameresinden piyesler sergilenecekti! Arka fonda Farid Farjad keman ağlıyoru çalacak, önde ufak kız çocuğu ağlayarak Flistin' e şiirler okuyacaktı!

Acaba ne zaman gereken yerde gerektğince ve gerektiği gibi konuşmayı ve susmayı öğreneceğiz?



Oysa bugün sıcacık yatağımdan kıçımı bir o yana bir bu yana devirmek varken yine lanet ede ede ama biraz da Fransız Devrimi' ni dinlemenin umuduyla kalkmıştım. Otobüste akraba olduğum sayısız insanlara aldırmamış, vücuduma bir göktaşı gibi çarpan otomatik kapıyı sevgiyle karşılamıştım...Hepsi yalanmış be dostlar!(Bkz. Abarmak)

Bu yazı biter, biterken de Nolur,nolur nolur adlı şarkı çalar...
NOT: Bu şarkıyı ben de bilmiyorum.:)

* Çılgın blog ismini ilkokulda tuttuğum günlükten almaktadır..:) Bir dönem Çılgın Bediş beni de fanları arasına alıp günlüğümün adını Çılgın Günlük koymama yöneltmişti..:) Düşümdüm de çok saçma lan! :)

Sevgiler efendim..:)

9 Mart 2010 Salı

Bir Ben Eksiktim

Dün hayatıma dair radikal bir karar aldım!

Dedim Ki; ey sinir krizinin eşiğindeki kadın şu alemde iki satır bir şey yaz da gelecek nesiller seni anlasın, sindirsin idol belirlesin!. Nitekim iyi yazarlar da bugün bir yerlerden başlamıyor mu!(Hedefe bak yalnız)

Yok yokk şu hayatta hedefini yüksek tutacan arkadaş! Yüksek tutacan ki, yıkımın yüksek olsun.E malum sinir krizinin eşiğinde bir kadınım, bünyem bir alışmış,arayış içinde.:)

Şimdi aslında ben şu anda Fransız Devrimi' ni yalayıp yutup, yarın Fransız özentisi hocama(birazdan Fransız özentiliği nedir açıklayacağım) anlatıp ilkokul çağlarımdaki gibi artı almaya çalışacağım. Zira üniversite ortamını pek farklı hayal eden biri olarak, avcı gibi bilgi satmak için sotelenmiş insanlar arasında pek bir yabancılaşıyorum..:S Böyle wikipedia okuyup onu bulunmaz bir bilgiymiş edasıyla satmıyorlar mı!! Aman Allahım!! Her neyse canım sıkkın, film izleyip, sanat sepet dünyasında boğulmak varken bizler elin devrimiyle uğraşıyoruz.:P

Şimdi gelelim Fransız özentiliği nedir?Aşağıda erkek tiplemesini özetliyorum.


* Genelde yaşları 50 ve üzerindedir. Fransız lisesinden ya da Fransa' da bir üniversiteden mezun olunulmuştur.
*Yaşlarına rağmen salaş giyinip, çevik hareketler yapmaya çalışırlar. Ayrıca genç ve güzel hatunlarla sık sık Babylon civarında görünürler.
*Çorapsız ayakkabı giyerler.
*Voltair, Montesquieu, Moliere gibi Fransız yazarları katiyetle Fransızca okurlar ve yere göğe sığdıramazlar.
*Modern kasket takıp, paltolar giyerler.
* Üzerindekiler salaş görünmekle birlikte aslında ultra pahalı eşyalardır.

Şimdi bu tipte erkek gördüğünüz zaman topuklayınız. Zira her an 'çok mühim bilgiler' adı altında gereksiz bilgiler selinde boğulabilirsiniz. Bulundukları yerlerde gereksiz bilgi vermekle kendilerini entelektüellikte tavan yapmış hissederler fakat can sıkmaktan öteye gidemezler ne yazıkki.

Böyle çıkıp 'ulan adamlar pislikten ölüyolardı da parfümü buldular!' gibi kulaktan dolma, kahvehane bilgileriyle bağırasın gelir. Fakat neylersin ki gururuna yenik düşüp o sıkıcı entelektüel ortamda başını önüne eğip susar ve Rousseau' nun Diderot' a bok atmasını edebi bir dille dinlersin...Ya da Marie Antoniette' nin ne cevizler kırdığını görüp, ' ee bizde bunlardan bi ton varmış! Elin gavuruna ne gerenk! demek için kendini hazırlarsın ki biri çıkıp ilkokul bilgisiyle 'ekmek bulamıyosan, pasta ye diyen kadın değil mi bu?' der ve kadere isyan edip sinir krizinin eşiğine bir kez daha gelirsin...

Velhasılkelam Fransız Devrimiymiş bunlar gelmiş geçmiş şeyler, kalp kırmaya gerek yok.:)

Neyse bugün göbekten girdim konuya maksat yabancılık çekmeyelim, hoş geldin beş gittin olmasın..:P

Sağlıcakla kalınız efendimm:)