Sevgili Çılgın Blog;*
Canım sıkkın, idiotlaşma evresine ramak kalmış...
Bugün 'mantık dersi' adı altında ders dinlemeye çalışıp, dudağımdan çeneme doğru akan tükürüğü silerken(bkz. spastik insan tiplemesi), azıcık olduğunu hissettiğim beynimle bir kez daha 'aptal mıyım acaba?' sorusunu sordum kendime...Hoş öyle bir psikolojide aptal olduğum tezini savunamayacak kadar çaresiz ve uyuşmuş haldeydim. Şu anda beynim daha açık bu itirafı yapabilirim! EVET APTALIM! O kadar aptalım ki kafamdan hızla rakamları çarpamıyor, mantık sorularını cevaplayamıyor üstelik çıkan cevplarla haddim olmayarak, malca dalga geçiyorum! Soruyorum kendime ey bre haddini bilmez insan sen ceviz kadar beyninle anlamadığın şeyle dalga geçme hakkını nerden buluyorsun?(korkmayınız bu tartışmada taraflara zarar gelmeyecektir. Zira bu bir iç isyan, bu bir iç yakarış, bu bir iç muhakemedir:))
Neyseki şu hayatta sevindiğim bir kaç noktadan biri de bu yolda yalnız olmamamdır. Dün bahsettiğim Fransız özentiliğinde tavan yapmış sevgili hocam bugün o muhteşem bilgileriyle Fransız devrimi'ni anlattı! Tabi buna anlatmak denilirse! Aklımda sadece benden bir kademe daha aptal olan, eli öpülesi idol arkadaşımın 'bu devrim hakkında kitapta mikrop diye bahsediyorlar hocaaaaaaaaaaaaammm!' demesi ve bu gereksiz bilgi sayesinde 'artı' alması kalmış! Ne büyük bilgi! Koskoca devrim mikrop olmuş, virüs olmuş! Vay başımıza gelen..:)
O da yetmedi biri flistin dedi güle güle sevgili insan dedi bişeyler dedi ha dedi! Olum Fransadaydık en son noldu ne çabuk devrimi bitirip, Filistine el attınız? Üstelik o yorumlar bitmedi,bitemedi! nerdeyse çıkıp canlandırılması yapılıp ilkokul müsameresinden piyesler sergilenecekti! Arka fonda Farid Farjad keman ağlıyoru çalacak, önde ufak kız çocuğu ağlayarak Flistin' e şiirler okuyacaktı!
Acaba ne zaman gereken yerde gerektğince ve gerektiği gibi konuşmayı ve susmayı öğreneceğiz?
Oysa bugün sıcacık yatağımdan kıçımı bir o yana bir bu yana devirmek varken yine lanet ede ede ama biraz da Fransız Devrimi' ni dinlemenin umuduyla kalkmıştım. Otobüste akraba olduğum sayısız insanlara aldırmamış, vücuduma bir göktaşı gibi çarpan otomatik kapıyı sevgiyle karşılamıştım...Hepsi yalanmış be dostlar!(Bkz. Abarmak)
Bu yazı biter, biterken de Nolur,nolur nolur adlı şarkı çalar...
NOT: Bu şarkıyı ben de bilmiyorum.:)
* Çılgın blog ismini ilkokulda tuttuğum günlükten almaktadır..:) Bir dönem Çılgın Bediş beni de fanları arasına alıp günlüğümün adını Çılgın Günlük koymama yöneltmişti..:) Düşümdüm de çok saçma lan! :)
Sevgiler efendim..:)
10 Mart 2010 Çarşamba
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder