Dün hayatıma dair radikal bir karar aldım!
Dedim Ki; ey sinir krizinin eşiğindeki kadın şu alemde iki satır bir şey yaz da gelecek nesiller seni anlasın, sindirsin idol belirlesin!. Nitekim iyi yazarlar da bugün bir yerlerden başlamıyor mu!(Hedefe bak yalnız)
Yok yokk şu hayatta hedefini yüksek tutacan arkadaş! Yüksek tutacan ki, yıkımın yüksek olsun.E malum sinir krizinin eşiğinde bir kadınım, bünyem bir alışmış,arayış içinde.:)
Şimdi aslında ben şu anda Fransız Devrimi' ni yalayıp yutup, yarın Fransız özentisi hocama(birazdan Fransız özentiliği nedir açıklayacağım) anlatıp ilkokul çağlarımdaki gibi artı almaya çalışacağım. Zira üniversite ortamını pek farklı hayal eden biri olarak, avcı gibi bilgi satmak için sotelenmiş insanlar arasında pek bir yabancılaşıyorum..:S Böyle wikipedia okuyup onu bulunmaz bir bilgiymiş edasıyla satmıyorlar mı!! Aman Allahım!! Her neyse canım sıkkın, film izleyip, sanat sepet dünyasında boğulmak varken bizler elin devrimiyle uğraşıyoruz.:P
Şimdi gelelim Fransız özentiliği nedir?Aşağıda erkek tiplemesini özetliyorum.
* Genelde yaşları 50 ve üzerindedir. Fransız lisesinden ya da Fransa' da bir üniversiteden mezun olunulmuştur.
*Yaşlarına rağmen salaş giyinip, çevik hareketler yapmaya çalışırlar. Ayrıca genç ve güzel hatunlarla sık sık Babylon civarında görünürler.
*Çorapsız ayakkabı giyerler.
*Voltair, Montesquieu, Moliere gibi Fransız yazarları katiyetle Fransızca okurlar ve yere göğe sığdıramazlar.
*Modern kasket takıp, paltolar giyerler.
* Üzerindekiler salaş görünmekle birlikte aslında ultra pahalı eşyalardır.
Şimdi bu tipte erkek gördüğünüz zaman topuklayınız. Zira her an 'çok mühim bilgiler' adı altında gereksiz bilgiler selinde boğulabilirsiniz. Bulundukları yerlerde gereksiz bilgi vermekle kendilerini entelektüellikte tavan yapmış hissederler fakat can sıkmaktan öteye gidemezler ne yazıkki.
Böyle çıkıp 'ulan adamlar pislikten ölüyolardı da parfümü buldular!' gibi kulaktan dolma, kahvehane bilgileriyle bağırasın gelir. Fakat neylersin ki gururuna yenik düşüp o sıkıcı entelektüel ortamda başını önüne eğip susar ve Rousseau' nun Diderot' a bok atmasını edebi bir dille dinlersin...Ya da Marie Antoniette' nin ne cevizler kırdığını görüp, ' ee bizde bunlardan bi ton varmış! Elin gavuruna ne gerenk! demek için kendini hazırlarsın ki biri çıkıp ilkokul bilgisiyle 'ekmek bulamıyosan, pasta ye diyen kadın değil mi bu?' der ve kadere isyan edip sinir krizinin eşiğine bir kez daha gelirsin...
Velhasılkelam Fransız Devrimiymiş bunlar gelmiş geçmiş şeyler, kalp kırmaya gerek yok.:)
Neyse bugün göbekten girdim konuya maksat yabancılık çekmeyelim, hoş geldin beş gittin olmasın..:P
Sağlıcakla kalınız efendimm:)
9 Mart 2010 Salı
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder